Zaruri Anlaşma:
Enerji projeleri Türkiye-İsrail yakınlaşmasına nasıl katkı sağlar?

Zaruri Anlaşma:

Enerji projeleri Türkiye-İsrail yakınlaşmasına nasıl katkı sağlar?



Türkiye ile İsrail arasında Filistin dosyası ve Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji konusunda göze çarpan anlaşmazlıkların son dönemde kayda değer ölçüde artmasına rağmen, iki tarafı bir sonraki aşamada bu ihtilaflı konuların sınırlandırmaya itebilecek birçok husus vardır. Bu, Ankara ve Tel Aviv’in çıkar ve hesaplarının dayattığı bir “Zaruri Anlaşma” denebilecek çerçevededir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da 30 Mart’ta ifade ettiği gibi Doğal gaz alanında iş birliğinin Türkiye-İsrail ilişkilerini onarmak için atabileceği en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in önümüzdeki dönemde Türkiye’yi ziyaret edebileceğini de belirtmişti. İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir aşamanın başlayabileceğini düşündüğü bir ziyaretti. 

Ankara ve Tel Aviv arasındaki ilişkiler, Ukrayna krizinin tırmanması ve Moskova’nın küresel piyasalara enerji arzını azaltmakla tehdit etme eğilimi ışığında büyük bir sıçramaya tanık oldu. Ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’un 9 Mart’ta Türkiye’yi ziyareti, iki ülke arasında uzun süredir gergin olan ilişkilerde bir dönüm noktası oldu. Özellikle, Enerji sektöründe iş birliğinin güçlendirilmesinin önünü açtı. 

Bariz Göstergeler

Bu bağlamda dikkat çekici olan şey, Türkiye-İsrail yakınlaşması özellikle enerji alanında hızla ilerliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enerji projelerinin Türkiye ile İsrail arasındaki tartışmalı dosyaların yansımalarını kontrol altına alacak bir mekanizma oluşturabileceğini vurguladığı bir dönemde, Türkiye Enerji Bakanı Fatih Dönmez, 23 Mart’ta İsrailli mevkidaşı Karen Al-Harr ile bir araya gelerek, başta enerji sektörü olmak üzere bir dizi ortak meseleyi ele aldı. 

Buna paralel olarak, İki ülke yetkilileri arasındaki resmi ziyaretler, aralarındaki ilişkilerin gelişimini gözler önüne seriyor. İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’un 9 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dünya liderlerinin Türkiye’ye yaptığı en önemli son ziyaretlerden biri” olarak nitelendirdiği Türkiye ziyaretinin ardından, İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in yakında Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili ilişkiler ve doğalgaz dosyası üzerinde değerlendirme yapmak üzere iki tarafın ziyaret tarihini belirlemesinin ardından Türkiye Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarını İsrail’e göndereceğini de duyurdu. 

Kontrollü Göstergeler

Türkiye’nin özellikle enerji sektöründe Tel Aviv ile iş birliğini güçlendirmeye yönelik ilgisi dört ana hususun ışığında açıklanabilir:

1- Enerji transferi için ana merkeze dönüşüm: Türkiye, Rusya’nın dünya piyasalarına enerji ithalatını azaltmakla tehdit ederek Batılı ülkeler üzerinde baskı kurma eğilimini, İsrail gazının Avrupa pazarlarına taşıyıcısı olmak için bir fırsat olarak görmektedir. Bu nedenle birçok eğilim, Türkiye’nin ilk etapta bu amaçla İsrail ile koordinasyon seviyesini yükseltmeye çalıştığını değerlendirdi. Özellikle Rusya, Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlara yanıt olarak “dost olmayan ülkeler” olarak nitelendirdiği ülkelere enerji ihracat vergisi almak için ruble kullanmaya başladıktan sonra oldu. 

2- Washington ile gerilimi azaltmak: Tel Aviv ile bu aşamadaki yakınlaşma, Türkiye’nin ABD ve Batı gündeminde öncelik haline gelen Ukrayna’daki siyasi ve saha gelişmeleri konusunda ABD ile tansiyonu düşürme ve ABD ile eşgüdüm düzeyini yükseltme arzusunun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle Tel Aviv, mevcut aşamada Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ülkeleriyle çetrefilli sorunları çözmek ve gerilimi azaltmak için önemli bir kapıdır. 

Ankara, İsrail ile güçlü ilişkiler sürdürmenin şu anda Türkiye’nin çıkarlarına tekabül ettiğinin de farkındadır. Özellikle, Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Rusya’ya uygulanan Batı yaptırımlarına katılmayı reddetmesinin ve Moskova ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini muhafaza etmesinin ardından, bir sonraki aşamada kendisine sunulan manevra alanını genişletme konusundaki istekliliği ışığında oldu. Özellikle Batılı ülkelerin Moskova’ya uyguladığı yaptırımların ardından Ankara’nın Rus iş adamları için alternatif ve güvenli bir seçeneğe dönüşmesinin artan olanakları ışığında oldu. 

3- Avrupa ile ilişkilerin düzeltilmesi: Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı ve bunun sonucunda küresel enerji arzındaki karışıklık ve Avrupa Birliği’nin Rus enerjisine bağımlılığını sona erdirme eğilimi göz önüne alındığında İsrail ile enerji projelerini güçlendirme eğiliminin şu anda önemini koruduğunun farkındadır. Bu, bir yandan Türkiye-Avrupa ilişkilerinde reform yapmak, diğer yandan Doğu Akdeniz gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma projesine geniş Avrupa desteği sağlamak için önemli bir fırsatı temsil ediyor. Burada Türkiye’nin mülteci dosyası konusunda Avrupa ülkeleri üzerindeki baskısını azaltmaya başlaması dikkat çekiciydi ve son aşamada, ikincisi ile olan çoklu anlaşmazlığını yönetmek için bir mekanizma olarak defalarca kullandığı dosyadır. 

4- Doğu Akdeniz’deki baskıların etkisiz hale getirilmesi: Ankara, Tel Aviv ile enerji alanında iş birliğinin, İsrail’in Doğu Akdeniz’de enerji arama hamleleri üzerindeki İsrail baskısını etkisiz hale getirmeye katkıda bulunabileceğini ve onu bölgede önemli bir stratejik aktör haline getirebileceğini düşünüyor. Bu, Ankara’nın Küresel enerji kaynaklarının stratejik bir koridoru olma çabalarını güçlendirmenin yanı sıra Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji projelerindeki varlığını güçlendirdiği stratejik bir adım olarak gördüğü şey budur. 

Bu bağlamda, İsrail ile bu aşamadaki yakınlaşma, Ankara’nın vizyonunda Doğu Akdeniz’in zenginliklerinden yararlanmaya çalışan Türkiye için büyük bir stratejik öncelik haline gelen Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesi etrafında ittifaklar haritasının yeniden çizilmesine yardımcı olabilir. Özellikle, Tel Aviv, Yunanistan’ın Türkiye ile bölgedeki enerji kaynakları konusundaki anlaşmazlıklarında en önemli destekçilerinden biri olarak kabul ediliyor. 

Rolü Pekiştirmek

Sonuç olarak, bu aşamada İsrail ile yakınlaşmanın Türkiye için bir öncelik olduğu söylenebilir. Özellikle Moskova’nın Avrupa’ya enerji arzını azaltma tehdidi, Türkiye’nin bir enerji taşıyıcısı olarak rolünü güçlendirmesi ve Batı ülkeleriyle, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini geliştirmesi için uygun bir ortam sağlıyor. ABD, bu aşamada Türkiye ile arasındaki farklılıkları aşmak için Avrupa Birliği ve İsrail’e baskı yapma ve Rus enerjisine nihai olarak Türk çıkarlarına hizmet edecek şekilde bir alternatif bulmak için enerji alanlarında fikir birliği ve iş birliği eksenlerine odaklanma yönünde ilerleyebilir.