Tekrarlanan Saldırılar:
DEAŞ neden Libya’daki “Um el-Aranib” kampını hedef alıyor?

Tekrarlanan Saldırılar:

DEAŞ neden Libya’daki “Um el-Aranib” kampını hedef alıyor?



Terör örgütü DEAŞ’ın Libya’nın güneyinde yer alan “Um el-Aranib” kampını hedef alması, daha önce de gerçekleştirilen, zaman zaman tekrarlanan bir saldırı modelini temsil ediyor. Bu, aşağıdakiler de dahil olmak üzere bir dizi düşünceye dayanarak açıklanabilir: Güney Libya’da güvenlik, organize suç grupları ve terör örgütlerinin faaliyetlerine ortam hazırlayan komşu ülke sınırlarındaki istikrarsızlık, DEAŞ’ın “mürted Hafter Ordusu” olarak tanımladığı Tarık bin Ziyad Tugayı’na düşmanlığı, ülkede güvenliğin zayıflamasına ve DEAŞ’ın özellikle Ramazan ayı boyunca saldırılarını gerçekleştirmesine büyük ölçüde katkıda bulunan taraflar arasındaki siyasi kargaşadır. Ayrıca, DEAŞ, daha önce sahip olmadığı niteliksel yeteneklere sahip oldu. Sonuç olarak, Libya’nın Kuzey Afrika bölgesindeki örgütün liderliğindeki kilit konumudur. 

Libya ordusu, Libya’nın güneyindeki Sabha’nın güneydoğusundaki “Tarık bin Ziyad” kuvvetlerine ait “Um el-Aranib” kampının, kamp kapısının bomba yüklü bir araçla hedef alındığını ve saldırı sonucu çok sayıda güvenlik görevlisinin yaralandığını açıkladı. Öte yandan terör örgütü DEAŞ, 19 Nisan’daki saldırıyı üstlenmiş ve yaptığı açıklamada, bir kamp güvenlik görevlisinin öldürülmesine ve kamp kapısının yıkılmasına atıfta bulunmuştu. Ayrıca, bunun, örgütün Eylül 2020’de aynı kampı hedef almaya çalıştığı önceki bir saldırıda Libya Ulusal Ordusu tarafından iki örgüt üyesinin öldürülmesine misilleme olarak geldiğini açıklamıştı. Ulusal Ordu o dönemde Sebha’dan Fizan bölgesinde çeşitli operasyonlar başlatırken, örgütün Kuzey Afrika’daki lideri “Ebu Muaz el-Iraki” öldürüldü. Ulusal Ordu ayrıca operasyon kapsamını Çad ve Nijer ile Üçgen sınır bölgesini hedef alacak şekilde genişletti. 

DEAŞ’ın “Um el-Aranib kampını” hedef aldığına dair başlıca emarelerin şu şekilde olduğu söylenebilir:

Güney’de güvenlik zafiyeti

1- Güney Libya’da güvenlik zafiyeti: DEAŞ’ın ortaya çıkışı, Trablus’ta savaşın sona ermesi ve Libya Ulusal Ordusu ile Batı Libya Genelkurmay Başkanı arasında ateşkesin sağlanmasının ardından güneyde hız kazandı. Bu, savaştan önce ülkenin kuzeyindeki Petrol Hilali’nden “Al-Bunyan Al-Marsous” adlı operasyonun neticesinde sınır dışı edilmesinden ardından oldu. Örgütün yeniden konumlanması, örgütün genel olarak Afrika Sahel ülkelerinde aktif olduğu bir zamana denk geldi. Örgüt, güney Libya’daki sınırlı askeri konuşlandırmadan yararlanıyor. Ordu, güneydeki aşiret ittifaklarına güvenerek, orada güvenliği artırmak için Tebu ve Tuareg oluşumları arasında bir uzlaşma sürecini desteklemeye çalıştı. Ayrıca, Sınır güvenliğini artırmak için güney Libya’daki komşu ülkelerle siyasi bir sürece dahil olmaktadır. Ancak bu süreç hala yetersiz kalıyor. Özellikle Batı Sudan’ın batı Darfur bölgesindeki gerilimler ve bunların Nijer ve Mali’ye ek olarak Mohamed Idriss Deby rejimine karşı Çadlı isyancı grupların bulunduğu Çad’a uzanması ışığında oldu. Libya’nın güneyindeki güvenlik zafiyeti durumu söz konusu olduğunda, organize suç grupları silah kaçakçılığı, düzensiz göç ve diğer yasadışı faaliyetler de göstermektedir. Birleşmiş Milletler uzmanlarının tahminleri, bu gruplar arasında bir çıkar ittifakı olduğuna işaret ediyor.

Hafter’e Bağlılık

2- Tarık bin Ziyad Tugayına Düşmanlık: DEAŞ, yaptığı açıklamada, “mürted Hafter ordusu” olarak nitelendirdiği Genel Komutanlığa bağlı bir kampı hedef aldığını belirtti. Ancak, özellikle Tarık bin Ziyad Tugayına dikkati çekti. Güneyde Dibeybe hükümetinin iç kesimlerine bağlı güvenlik güçlerinin de bulunmasına rağmen, örgüt onlara saldırmadı. Örgütün bu Tugaya düşmanlığı, Mareşal Halife Hafter’in oğlu Saddam Hafter’e bağlı olmasından kaynaklanıyor. Örgütün diğer liderlerden daha fazla Saddam Hafter’e olan düşmanlığından kaynaklanıyor. Bu, örgütün onu Petrol Hilali’nden çıkarıldığı için intikam alma arzusunun yanı sıra söz konusu askeri tugay, Libya’nın en büyük petrol sahalarından biri olan El Feel sahası gibi güneydeki petrol kaynaklarını da kontrol ediyor.

Siyasi Bölünme

3- Siyasi taraflar arasındaki siyasi kargaşa: Söz konusu siyasi anlaşmazlıklar, zamanlamanın önemini yansıtır. Genel olarak DEAŞ, terör saldırılarını Ramazan ayında ve Libya olaylarında gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Ancak birçok Libyalı gözlemci, Libya’daki siyasi bölünmenin- büyük ölçüde- güvenliğin zayıflamasına neden olduğuna inanıyor. Ayrıca, Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki geçici hükümetin ulusal orduya getirdiği mali kısıtlamalar, daha fazla unsurun işe alınmasını ve genel olarak savunma geliştirme sürecini baltalıyor. Sonuç olarak, terör örgütü daha önce de belirtildiği gibi, siyasi kriz ve komşu ülkelerdeki siyasi krizlerin yansımaları ışığında gelişiyor. Zayıf silahlanma yeteneklerinden ve güvenlik güçlerinin 2.000 km’yi aşan alevli ve geniş sınırlarda sınırlı konuşlandırılmasından bahsetmiyorum bile. 

Çeşitli Tecrübeler

4- Örgütün niteliksel işlemlerinde dikkat çekici bir gelişme: Örgütün ülkenin güneyinde gerçekleştirdiği saldırılar, daha önce sahip olmadığı niteliksel bir güce sahip olduğunu yansıtıyor. Örgüt, yol kenarlarına mayın döşeyip, uzaktan kumandalı bomba ve bomba yüklü araç saldırıları da gerçekleştirebiliyor. Özellikle örgütün ilk lideri Abdülaziz el-Anbari ve onu takip eden Ebu Muadh el-Iraki gibi örgütün liderlerinin Irak’tan gelmesi nedeniyle bu deneyimlerin örgüt unsurları tarafından Irak’tan aktarıldığına inanılmaktadır. 

Liderlik Taşınması

5- Örgütün liderliğinde Libya’nın kilit konumu: Kuzey Afrika’daki liderliğin Libya’ya taşınacağı beklentileri arasında, rakibi “El Kaide”nin yenilgisinin ve DEAŞ’ın “Boko Haram”ı ele geçirmesinin ardından örgütün gücünün artması muhtemeldir. Bu, Ulusal Ordu’nun Kuzey Afrika’daki DEAŞ liderleri oldukları için örgüt liderlerinin ölümüyle ilgili verileriyle belirtilmektedir. Aynı zamanda, Libya düzeyinde yerel bir liderlik düzeyi var ve bunu “Ebu Abdullah el-Libi” üstleniyor. O, Ulusal Ordu tarafından Eylül 2020 operasyonunda öldürüldüğüne inanılan ve daha sonra ölen kişinin Irak lideri Ebu Muadh olduğu keşfedilen liderdir. 

Ordunun Zayıflatılması

Sonuç olarak, bu örgütün varlığına direnen Libya Ulusal Ordusu’nun zayıflamasına ek olarak, Örgüt tarafından güneyde gerçekleştirilen saldırıların, örgütün Libya’daki varlığını ve güneydeki konumunu teyit etmeye çalıştığı beklenen bir süreç olduğu düşünülebilir. Ancak Libya ordusunun hala güvenlik önlemlerini geliştirmesi, daha fazla sınır muhafızı görevlendirmek ve onları güneye odaklanarak geniş ülkenin sınırlarındaki güvenlik kontrolünü sıkılaştırmak için uygun şekilde eğitilmesine yönelik çalışması gerektiğini akılda tutmak önemlidir. Batılı güçler, özellikle Fransa’nın Mali’den çekilmesinden ve son Çad Devlet Başkanı Idriss Deby’nin öldürülmesinden sonra, bu sınırların doğası açısından döndükleri şeydir. Ancak, Libya’daki kitlesel silah satışı, örgütlere ve milislere erişimi, sınırlı askeri harcamalar, Libya’daki siyasi ve askeri bölünme, ulusal ordunun silahlandırılmasının yasaklanmasına rağmen; orada hala terör olgusunun yayılmasını engelleyen faktörler var.